• Millî Kültür

  • Millî Kültür

  • Kültür, milli; medeniyet, milletler arasıdır.

  • "Medeniyet gül alıp gül satmak, gülü gül ile tartmaktır. Ömer Özercan

Copyright 2019 - Custom text here

ADALET

Biz değirmenci gibiyiz, buğday getiren un, taş getiren kum alır. Adalet arayan taş getirip una talip olmaz, getirdiğiniz şeyle birlikte hakkınızdaki hükmü veren kendiniz olursunuz, değirmenci değil.

...

Medeniyet"in sayısız tanımı yapılmış. Bir tanım da biz yapalım: "Medeniyet gül alıp gül satmak, gülü gül ile tartmaktır.

Ömer Özercan

Çağ Bizim için...

 

Çağ bizim için her zaman "doğru yol"da yürüme, "nereden gelip nereye gittiğimizi idrak" çağıdır.

 

Ömer Özercan

Türkiye'nin meseleleri ikiye ayrılır: Çocuk eğitimi ve diğerleri

Türkiye'nin meseleleri ikiye ayrılır:
1) Çocuk eğitimi,
2) Diğerleri.

Bazı babalar çocuğun "yanında" vakit geçirmeyi; çocukla ilgilenmek, "onunla" vakit geçirmek zannediyor. Çocukla geçirilen vakit ona ayrılmış/adanmış olmalıdır, "sen oyna" deyip başka bir işle meşgul olunmamalıdır. Çocukla ilgilenmek angarya değildir, zaman kaybı değildir, "annelerin işi" değildir. "Çocuk sesleniyor bak şuna!" diye mutfakta yemek hazırlayan eşine bağıran, yerinden kalkmaya üşenen kişi "baba" sana diyorum.

Çocuğuna gereken nitelikli ilgiyi göstermeyen, her fırsatta çocuğunu azarlayan, ona sevgi/saygı göstermeyen "baba" görünümlü zevat, çocuk da kendisini sevip saymadığı zaman eşine "bu çocuk senin yüzünden böyle oldu" demesin. Çocuğun babaya sevgisini saygısını sağlayacak kişi anne değil, babanın kendisidir. Maalesef çocuğa saygısızlıkla eşine saygısızlık genellikle birlikte görülen olumsuzluklar arasındadır.

Gecenin 03'ünde büfe büfe dolaşıp sigaraya aramaya üşenmeyen kişi, ödevine yardım etmesi için kendisini bekleyen çocuğunun yanına gitmeye üşeniyor, yerinden kalkmamak için kırk bahane icat ediyor, -o sırada kırk ayrı işe bölünmüş eşine çemkirmeyi de ihmal etmiyor- ise, ilerde o çocuğun ziyaretini/aramasını boş yere çok bekleyecek -eşinin sevgisini/saygısını zaten çoktan kaybetmiş olacak- demektir.

 Çocuklarla ilgili sürekli bir şeyler yazıyorum. Sakın yanlış anlaşılmasın: "Ben bu hataları yapmadım/yapmıyorum" iddiasında değilim, kitaplardan okuduğum teorik bilgileri paylaşıyor da değilim; aksine, bahsettiğim hataların hemen hepsi tarafımdan bizzat tecrübe edilmiş, menfî neticeleri şu veya bu biçimde yaşanmıştır. Hiç kimse "ben bu hataları hiç yapmadım, yapmam" falan demesin. Bunlar doğuştan bilinen veya bilinmesi gereken değil, zamanla öğrenilen, öğrenilmesi gereken şeylerdir. Kendi adıma hemen her gün yeni bir şeyin farkına varıp daha iyisini, doğrusunu yapmaya çalışıyorum.

Devamını oku...

Ailenin maruz kaldığı büyük tehditler

En büyük meselemiz, ailenin maruz kaldığı büyük tehditler. Geçim zor. Tek maaşla geçinilmiyor. Kadınlar eskisine kıyasla hem daha fazla eğitim gördüğü hem aile bütçesine destek için gitgide artan oranda çalışır oldu. Erkekler çalışan eşlerine gereken desteği vermiyor. Kadın hem psikolojik olarak, hem fizikî olarak aşırı yük altında, aşırı yoruluyor ve yıpranıyor. Erkeklerin desteğinin yetersizliği, anlayışsızlığı bu yıpranmayı artırıyor. Bir süre sonra birlikte yaşamak manasını, kıymetini, sürdürülebilirliğini kaybediyor, ipler kopuyor. Bunlar uzun senelerdir, çok sayıda örneğin yakınen şahidi olunarak ifade edilen üzücü ve vahim hakikatler. Eşine ve çocuklarına gereken ilgiyi göstermesi, destek olması konusunda kendilerini sürekli ikaz ettiğim amcalar maalesef bu idrakten hâlâ uzaklar, hâlâ kendilerini kusursuz, mükemmel zannetmeye devam ediyor, hatalarını istikrarlı ve azimli biçimde sürdürüyorlar. Ailenin çocukluktan itibaren gereği gibi eğitmediği kişiyi ileri yaşlarda değiştirmek, yanlış alışkanlıklardan uzaklaştırmak, yeni ve gerekli alışkanlıkları kazandırmak çok zor. Ana babasından gereken sevgiyi, şefkati, ilgiyi, saygıyı, merhameti görmemiş olanlar kendi çocuklarını ve eşlerini de bunlardan mahrum ediyor.

Devamını oku...

Seçimlere dair...

"Asıl SEÇİM"

Seçimlere dair...
ÖMER ÖZERCAN·2 NİSAN 2019 SALI
"Amca, neden seçimlere dair yazmıyorsun?" diye soruyor bir teyze.

Yazmaz olur muyum!

Hemen her gün "seçim"lere dair yazıyorum. Hepimizin her günü sürekli çeşitli seçimlerle geçiyor. Asıl SEÇİM bunlar değil mi?

- Çocuklarına, torunlarına nitelikli zaman ayırmak veya ayırmamak,
- Eşine ev işlerinde yardımcı olmak veya olmamak,
- Eşine "eline sağlık" demek, teşekkür etmek veya kalp kırmak için bahane aramak,
- Tarafik kuralların uymak veya uymamak,
- Sözünde durmak veya durmamak,
- Randevuya zamanında gitmek veya geç kalmak,
- Emanet edilen sırrı saklamak veya başklarına yetiştimek,
- Şükretmek veya nankörlük etmek,
- Sabretmek veya şikayet etmek,
- Tevekkül veya isyan etmek,
- Sıranın sonuna geçmek veya araya kaynak yapmak,
- Başkasının ayıbını örnek veya ayıp aramak, gördüğünü yaymak,
- Çöpleri geri dönüşüm için ayrı poşetlere koymak veya kağıtla organik atıkları aynı yere koyup ayrıştırılmasını zorlaştırmak,
- Bitmiş pilleri özel pil toplama kutularına veya çöpe atmak,
- Sevgi/hoşgörü veya nefret/horgörü,
- Selamlaşmak veya suratını çevirmek,
- Barıştırmak veya ara açmak,
- İşini özenerek yapmak veya savsaklamak,
- Söylemek veya söylenmek,
- ...

İnsanlar Arasındaki GEÇİMSİZLİK

 

Gençler, en büyük derdimiz petrolümüzün olmaması veya benzeri şeyler değil, insanlar arasındaki GEÇİMSİZLİK. Maalesef bu geçimsizlik çok ileri safhada ve zaten çok kıt kaynaklarımızı daha da azaltan, verimsizleştiren bir mesele. Kanser gibi sosyal bünyenin her hücresine sirayet etmiş, tesirini icra etmekte. Meydanlarda toplanan beş milyon kişi ertesi sabah trafikte, aile içinde, iş yerinde, sınıfta, kantinde, parkta birbiri ile dalaşmak için bahane arıyor.

Kılıçları kınına koyup, ancak düşman için çıkarmak lazım, tabiî her şeyden önce çevremizdekileri düşman olarak görmekten vazgeçmeli.

Ömer Özercan

f t g m