• Millî Kültür

  • Millî Kültür

  • Kültür, milli; medeniyet, milletler arasıdır.

  • "Medeniyet gül alıp gül satmak, gülü gül ile tartmaktır. Ömer Özercan

Copyright 2021 - Custom text here

Neye talip isek biz oyuz.

"Geçmişle övünmek, geçmişin başarısı" bugün ve geleceğin başarılarını garanti etmez ama "hiç bir işe yaramaz" demek de doğru değildir. Fert ve aile hayatınıza bir bakın. Kendinizin ve çocuklarınızın geçmişteki başarılarını unutuyor muyuz? Unutmamız gerekiyor mu? Çocuğumuz bir imtihanda orta okul sıralarında Türkiye veya dünya birincisi olunca elbette üniversitede de bu başarının devamının garantisi yoktur ama bununla övünmekte hiç bir sakınca olmadğı gibi, kendine güven, motivasyon vb. gibi psikolojik bir destek sağlayacağı da kesindir. Devletler, milletler için de böyledir. İstanbul'un Fethi unutulması gereken veya utanılacak bir şey midir? Tabii ki bu fetih daha sonraki dönemler için bir başarı garantisi değildir, tabii ki eski başarıların üzerine kuluçkaya yatılacak, tembellik yapılacak, asırlarca "sadece övünme" ile zaman harcanacak değil. Geçmişin bütün başarılarını sürekli hatırlayacağız, sahip çıkacağız ve övüneceğiz. Gene aynı şekilde; geçmişte yapılan hatalarla da yüzleşeceğiz, ders alacağız, tekrarından kaçınacağız. Övünmek, hatalarla yüzleşmeye mani değildir. Bir hatadan kaçmak için ille de başka bir hata yapmak gerekmez.


Osmanlı'nın başarıları hafife alınacak şeyler değildir. Bunlar bizim için gurur/övünme meselesidir, böyle olmalıdır, olacaktır da. Osmanlı ile hesaplaşmak da boynumuzun borcu, hayatta kalma şartı, aklın gereğidir.

...

Osmanlı mükemmel değildi, böyle bir iddiamız yok, bu iddianın ciddiye alınacak yanı da yoktur. Batı da külliyen kötüleyeceğimiz, şartsız biçimde düşman olacağımız, aşağılayacağımız bir küfür/şer dünyası değildir. Batı, "madde"yi Doğu'dan daha farklı biçimde tanımış, kurcalamış, incelemiş, sırlarını keşfetmiş, şekillendirmiş, maddenin potansiyel gücünden askerî, iktisadî, teknolojik vb. bakımdan istifade etmiş, faydalı araçlar üretmiş, hayatı kolaylaştıran ve zaman/enerji tasarrufu sağlayan keşif ve icatlar ortaya koymuştur. Bunları tek tek saymaya gerek yok. Her biri takdir edilecek şeylerdir. Keşke biz yapabilse idik, keşke daha iyilerini yapabilse idik. İnşallah açılan arayı kapamak, hayırlı işlerde yarışıp geçmek mümkün olur. Maddeye hakim olan Batı, günlük konfora ulaşmış ama insanoğlunun varoluş sebebinden gitgide uzaklaşmış, maddî dünyanın sınırlarına kendini hapsetmiş, Tanrı'ya hesap vereceğini unutup, Tanrı'ya hesap sorar hale gelmiştir.


Doğu ise doğru hayatı yanlış yaşamaktadır. Kıblesi doğrudur ama kafası/kalbi karışıktır. Yediği dayağın sebep olduğu travma ile kendine itimadı sarsılmış, daha önceki aşırı itimadın yerini tam tarsine aşağılık duygusu almıştır. Gereksiz gurur da, kendine haksızlık da tehlikelidir. Gripten perişan halde iken "Ben turp gibiyim" demenin bir manası, faydası yoktur. "Hastayım, iyileşmek için tedbir almalıyım" deyip, uygun bir tedaviye başlamak doğru yoldur. Bunu yaparken "Biz öldük bittik, iyileşemeyiz" demek, akıl işi değildir. "Sen gidicisin" diyen doktor kılıklı şarlatanlara itibar etmek de caiz değildir.


Osmanlı/Türk bir yol kazası geçirmiştir. Bu kazada dahli olanlardan hesap sormak millî vazifemizdir. Kendi günahlarımıza tövbe etmek de öyle. Hem kendimizle, hem Batı ile hesaplaşacağız. Birbirimizden öğreneceklerimiz/öğreteceklerimiz var. Bunun için yalakalığa, komplekse, utanmaya, boyun eğmeye gerek yoktur. Mutfak robotu ve oyuncak markalarına bu kadar değer atfetmek de doğru değildir. Eşyaya ve banka hesabına bu kadar itibar ahmaklıktan başka bir şey olmaz.

...

"Türk'ün Türk'ten başka dostu yok" sloganı çok yanlıştır. Kesinlikle kullanılmamalıdır. Türk, tarihî misyonunu asla unutmamalıdır. Türk sadece Türk'ün dostu, yakını değildir. Türk, sadece Pakistan gibi başka milletten ama müslüman olanın dostu da değildir. Türk aynı zamanda; zulme, haksızlığa uğrayan, ezilen, dost eli arayan bütün inanç sahiplerinin, bütün milletlerin de dostudur. Dolayısı ile bunlar tarafından da dost bilinmesi, dost görülmesi tabiîdir. Günümüz ve geleceğin dünyasında artık sınırlarımız ve misyonumuz Akdeniz-Karadeniz ile sınırlı da değildir. Dünyanın neresinde çaresiz, mazlum, sahipsiz bir fert, gurup, millet varsa, ümidi ve beklentisi Türk'ün güçlü ve müşfik eli olmalıdır. Neye talip isek biz oyuz.

Ömer Özercan

f t g m