• Millî Kültür

  • Millî Kültür

  • Kültür, milli; medeniyet, milletler arasıdır.

  • "Medeniyet gül alıp gül satmak, gülü gül ile tartmaktır. Ömer Özercan

Copyright 2020 - Custom text here

ORUÇ REİS - Gazavat-ı Hayrettin Paşa

ORUÇ REİS

Karakteri:

“Sınır boylarında akıncıların yaptıkları, yıldırma ve fethe hazırlama faaliyetlerini denizde gerçekleştiren cesaret ve kahramanlık timsâli deniz kurtlarından biri olan Oruç Reis, katıldığı muharebede can ve mal endişesi duymazdı. Elde ettiği ganimetleri fakir ve kimsesizlere, leventlerine dağıtır, varını yoğunu cihâd ve gazâ için sarfederdi. Cömert, âlicenap, yardımsever, merhametli olan Oruç Reis, ciddî ve sertti. Bütün leventleri tarafından, bir baba gibi sevilirdi. Çok iyi bir muhârip, tehlikeli zamanlarda en iyi çareleri bulmakta zorluk çekmeyen bir komutandı. “ Wikipedia

Oruç Reis’in Esir Düşme ve Kurtulma Hikayesi / Gazavat-ı Hayrettin Paşa Kitabından

…Oruç Reis, küçük karındaşı İlyas'ı da yanına alalarak Şam Trablusu'na doğru sefer etmek isterler Kaza kader bu ya, yolda giderlerken ansızın Rodos gemilerine rast gelirler. Cenk ederler Karındaşı İlyas şehit düşer. Oruç Reis de esir düşer.

Barbaros Hayrettin Paşa şöyle der:

— "Allah'tan gelene hoş geldin, denir. Hüküm tek ve kahhar olan Allah'ındır." deyip

"Olacak olsa gerek çar ü na-çar,
"Gerek kalbin gen tut gerek dar."

Sözüne uyar ve çare düşünemeye başlar. Midilli'de tanıdığı Rodos’a gidip gelen ticaret eden adı Krigo olan bir  kafir ile konuşur Oruç Reis’i kurtarması için 18.000 akçe verir. Barbaros Hayrettin Paşa Krigo ile anlatma yaparken bu esnada Oruç Reis’in, Rodos’ta Santurluoğlu namında bir tanıdığı vardır Oruç, Santurluoğlu’na der ki: Bu Rodos Şövalyeleri, beni karındaşım Hızır’a satmazlar. Belki sana satarlar. Sen de beni adadan kaçırırsın. İleride sana borcumu ederim der. Anlaşma sağlanır fakat satış muamelesi olmadan işler bozulur. Krigo Barbaros Hayrettin Paşa’ya ihanet eder. Şövalyelere Oruç’un namlı bir tacir olduğunu söyler. 18 bin akçayı dolandırdığı gibi Barbaros Hayrettin Paşa’nın Oruç Reisi kurtarmaya çalıştığını da anlatır.

“Oruç Reis, bu kafirden kendisine bir fayda gelmeyeceğini anlar. O gece sabaha kadar Azizün züntikam olan ma'bud-i bizevale tazarru ve niyaz edip: "Halimi sen bilirsin" deyip, yüzün toprağa sürüp ağladı ve dedi ki:

— "Ya İlahe'l Alemin! Bütün kimsesiz kalmışlara derman senden olur. İbrahim Peygambere Nemrud'un ateşini gülistan eden sensin. Yusuf Peygambere zindandan necat veren sensin. Bütün zorlukları kullarına asan eden sensin. Habibin Muhammed Mustafa hakkı için, ben biçare kuluna dahi meded ve inayet edip, beni şu bela girdabından halas eyle!.."

Gözyaşlarından, bulunduğu yer balçığa döndü. O hal ile yatıp uyudu.

O gece rüyasında ak yüzlü bir pir gelip:

— "Ya Oruç! İslam uğruna her ne eziyet çekersen sabr eyle. Ferahın yakındır. Sen sekiz yüz altın vermeye razı olmuştun. Amma buradaki kısmetin kesilmediği için işin aksi gitti. Allah, seni bir akçe vermeden kurtarmaya kadirdir. Daha çok gazalar edeceksin."

Deyip kayboldu. Oruç Reis, uykudan uyanıp:

— "Yarabbi şükür!"

Diyerek, sabaha kadar ibadet ve taatte bulundu. “

Bir müddet sonra Oruç Reis’in zindandan çıkarılmasına karar verilir Bir tekneye küreğe çakılır.  Oruç Reis bunun üzerine şöyle der:

"Yer altında olan eziyete göre derya üzerinde küreğe çakılmak nimettir, diyordu; Yarabbi şükürler olsun, dünya yüzünü gördüm."

“O gecenin içinde, ortalık göz gözü görmez iken, Oruç Reis fırsatı ganimet bildi. İmanının bereketi olarak, Hak Teala işini rast getirip ayağındaki demiri kolayca çıkardı. "Bismillahirrahmanirrahim" diyerek, kendisini denize bıraktı. Yüzerek karaya çıktı. Yüzünü yerlere sürüp sonsuz hamdler etti. Hemen yola koyulup bir köye vardı. Yer gök bilmeyip iki tarafına bakınırken bir kocakarıcık önüne çıka düştü. Oruç Reis'e: "Ey oğul! Zahmetli yoldan gelmişe benzersin. Gel bu gece bana konuk ol." Dedi. Ağamı evine götürüp yiyecek neyi varsa önüne kodu, yedirip içirdi. Urbacığını değiştirdi. Oruç Reis de başından geçen halleri anlatıp, nasıl firar ederek oraya geldiğini nakletti. Kocakarıcık çok sevinip: "Şükür oğul, elhamdülillah. Allah Teala sana yol vermiş." Dedi, sevindi.

Oruç Reis o köyde 10 gün eğlendi. Köylüler, geceleri Oruç’u konuk etmek için biribiriyle kavga ettiler.

Oruç Reis, kocakarıcığa veda edip köyden ayrıldı. Midilli’ye gitmek istiyordu. 3 günde Antalya’ya geldi. Antalya’da Ali Reis namında bir kalyon kaptanı vardı. İskenderiye ile Antalya arasında işler, ticaret yapardı. Oruç Reis’in şöhretini işitmişti :"Hoş geldin, safa geldin, oğul" diye Oruç’u karşıladı. "Gemi benim değil, senindir."Böylece Oruç Reis, Ali Reis’in teknesine ikinci kaptan oldu. Bu esnada ben, Bodrum’da beklemekten ümidimi kesmiş, Midilli’ye dönmüştüm. Ağam Oruç, İskenderiye’ye varınca, oradan Midilli`ye name gönderdi. Macerasını anlatıyordu. Ağamın kurtuluşuna son derece sevindim.”

 

f t g m