• Millî Kültür

  • Millî Kültür

  • Kültür, milli; medeniyet, milletler arasıdır.

  • "Medeniyet gül alıp gül satmak, gülü gül ile tartmaktır. Ömer Özercan

Copyright 2019 - Custom text here

Clemens Holzmeister

Clemens Holzmeister (1886 - 1983)
 
Holzmeister 27 Mart 1886'da Avusturya - Tirol'de Fulpmes kentinde doğdu. Babası Avusturya'lı aktör Judith Holzmeister'dir. 1906-1913 yılları arasında Viyana Teknik üniversitesi'nde Mimarlık eğitimini tamamladı, Avusturyalı tasarımcı Avusturya akademisi mezunu Prof. Clemens Holzmeister, yaşamı boyunca Ankara'da bulunan Türkiye Büyük Millet Meclisi dahil olmak üzere 673 projeyi gerçekleştirmiştir. 1919'da Roma Dönemi'nden başlayarak kilise yapımını inceleyen tezi ile doktor ünvanını aldı. 1919-1924 yılları arasında İnnsbruck'ta Devlet Yapı Sanat Okulu'nda öğretim görevliliğinin yanısıra kilise yapıları gerçekleştirdi ve Unterberger'de ideal tasarımlar sergisini açtı. Viyana Krematoryumu'nun tasarımı ve yapımı ile görevlendirilen Holzmeister 1924 yılı başlarında tamamladığı bu yapıyla Avusturya'da tanınmaya başladı. Yine aynı yıl Viyana Güzel Sanatlar Akademisi'nde öğretim üyesi ve yönetici olarak göreve başladı. 1933-1937 yılları arasında aynı kurumun rektörlüğünü üstlendi.

Devamını oku...

Mim. Sinan (Atik, Azadlı)

(?- 876/1471)
Fatih devri mimarlarındandır.

Mimar Atik-Azadlı Sinan Fatih Camii'nin mimarı olarak meşhurdur. Hayatı hakkında Fatih Camii ve kendi yaptırdığı hayratı ve vakfiyesi sayesinde kısmen bilgi sahibi olmaktayız. Vefatı Kumrulu Mescid haziresindeki kabir taşına göre 27 Rebiülevvel 876/ 13 Eylül 1471 cuma gecesidir. Vakfiyelerindeki ifade ile ismi "Sinan Yusuf b.Abdullahü'l-atikü'l-mimar" ve "Hoca Sinanüddin Yusuf b. Abdullahü'l-atikü'l-mimar el emîrî" şeklindedir. Bu ifadelerden daha çok babasının azadlı bir mimar olduğu çıkmakta ise de kabir taşında ismi Mimar Sinan olarak geçmektedir. Bu kayda göre Mimar Sinan yukarıda belirtilen tarihte bir kulede ve cuma gecesi "şehîden" vefat etmiştir. Muasır kaynaklardan Beşir Çelebi'nin Tevârih-i Âl-i Osman'daki ifadeleri esas alınarak vefat sebebinin Fatih tarafından dövülerek öldürtüldüğü ileri sürülmektedir. Hatta, Evliya Çelebi daha da ileri giderek Mimar Atik Sinan'ın Fatih Camii'ni inşa ederken ana sütunları üçer arşın keserek kullandığına çok kızan Fatih tarafından ellerinin bileklerinden kestirildiğini yazmaktadır. Bu vesile ile Mimar Sinan, Fatih'i dava etmiş ve mahkemeye çağırılan Fatih hakkında kadı, onun aleyhine hükmetmiştir. 18.yy.da bir Osmanlı tarihi yazan Kantemir ise Fatih Camii mimarının Kristodulos adında bir rum olduğunu ileri sürmüşse de bu hususda yeterli delil bulunmamaktadır.

Mimar Atik Sinanın 869/1464 ve 873/1468 tarihli iki vakfiyesinden ve 953/1546 tarihli vakıf tahrir defterindeki hülâsadan öğrenildiğine göre eski Kıztaşı'nda Kumrulu Mescid denilen bir cami ve Aşık Paşa'da Aşık Paşa veya Baba Saltuk denilen bir zaviye ve mektep yaptırmıştır. Bu hayrat için mescid yanında ve bedestende hânlar, hücreler, arsalar ve bir kilise bırakmıştır. Hatta zaviye yakınında medrese olabilecekuygunlukta 8 hücreli bir yapının ve mektep olarak kullanılan bir evin bulunduğu bilinmektedir. Bu vakfiyelere göre imam, müezzin ve muallime 3 er, zaviye şeyhine 5 ve mütevelliye de 4 akçe gündelik tayin edilmiştir.

Devamını oku...

Mim. Doğan Kuban

Nisan 1926'da Paris'te doğdu. Ankara Gazi Lisesi'nden mezun olduktan sonra İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) Mimarlık Fakültesi'ne girdi. 1949'da Yüksek Mühendis Mimar diploması aldı. 1952'de İTÜ Mimarlık Tarihi ve Rölöve Kürsüsü'ne asistan olarak atandı ve akademik yaşamının bundan sonraki yıllarını aynı fakültede geçirdi. 1958 yılında Doçent, 1965'te Profesör oldu. Doçentliğinden başlayarak emekli olduğu 8 Nisan 1993 tarihine kadar geçen süre içinde sırasıyla İTÜ Mimarlık Tarihi ve Rölöve Kürsüsü, daha sonra Restorasyon Ana Bilim Dalı Başkanı olan Kuban, 1971-77 yılları arasında İTÜ Senatosu üyesi oldu, 1974-77 yıllarında da İTÜ Mimarlık Fakültesi Dekanlığı yaptı. Kuban, konuk öğretim üyeliklerinin yanı sıra, 1963 yılından başlayarak yurt içi ve yurt dışında bir çok bilim kurumunda konferanslar verdi, seminer ve sempozyumlara katıldı.

1974 yılında İTÜ Mimarlık Fakültesi'ne bağlı Mimarlık Tarihi ve Restorasyon Enstitüsü'nü (MTRE) kurdu ve başkanlığını yaptı. Uluslararası Anıtlar ve Sitler Konseyi ICOMOS'un Türkiye kolunun kurulması için çalıştı ve birçok uluslararası toplantıda yurdumuzu temsil etti (1968-78). 1979-80 yıllarında Uluslararası İslam Tarihi Sanat ve Kültürü Araştırmalar Merkezi (IRCICA) Başkanı seçildi ve merkezin İstanbul'da kurulması için çalışmalarını gerçekleştirdi. TAÇ Vakfı (1976), Tarihi Evleri Koruma Vakfı (1977) ve Türkiye Sosyal Ekonomik Tarih Vakfı'nın (1991) kurucularından olan Kuban, 1973-75 yılları arasında TTOK Yönetim Kurulu üyeliği yaptı.


1968'den başlayarak 1981'e kadar Gayrimenkul Eski Eserler ve Anıtlar Yüksek Kurulu üyeliği ve 1981-83 yılları arasında da kurumda başkan yardımcılığı yapan Kuban, 1993-95 yılları arasında İstanbul III Numaralı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu Başkanlığı'nı yürüttü. 1990 yılında "TMMOB Mimarlar Odası Mesleğe Katkı Ödülü"nü alan Kuban'a aynı yıl Kültür Bakanlığı tarafından da "Kültürel Mirasın Korunmasına Hizmet Ödülü" verildi. Doğan Kuban, yine 1990 yılında "İstanbul Alman Arkeolojisi Enstitüsü Muhabir Üyeliği"ne, 1994 yılında da "Amerikan Mimarlar Enstitüsü Şeref Üyeliği" ne seçildi. Kuban, bilimsel çalışmalarının yanı sıra İstanbul ve İstanbul dışında birçok anıtın koruma ve restorasyon projelerini gerçekleştirdi. İstanbul'da Kalenderhane Camisi restorasyonu, Tahtakale Hamamı, Valens Sukemeri, Kara ve Deniz Surları'nın bir bölümü için yaptığı çalışmalar ile 1992-93 yıllarında Kazakistan'daki Ahmet Yesevi Türbesi'nin restorasyonunun hazırlanması bu konudaki çalışmaları arasında sayılabilir. İstanbul, İzmir, Kastamonu, Sivas, Edirne ve Safranbolu'nun kent koruma raporlarını yazan Kuban; Gaziantep, Safranbolu ve Lefkoşa Merkezi için de koruma imar planları hazırladı.

Devamını oku...

Mim. Emin Halid Onat

1908 yılında İstanbul'da doğdu. Anıtkabir'in tasarımında çalıştı. Beyazıt Numune Mektebi ve Vefa Sultanisi'nden sonra 1926'da Mühendis Mektebi'ne (sonradan Yüksek Mühendis Mektebi) girdi. Üstün başarısı nedeniyle üçüncü sınıftayken bu okula öğretim üyesi olmak üzere seçildi ve eğitimini tamamlaması için İsviçre'deki Zürich Teknik Üniversitesi'ne gönderildi. Otto Rudolf Salvisber'in öğrencisi oldu. Mimarlık eğitimini 1934'de tamamlayarak Türkiye'ye döndü.

1935'te Yüksek Mühendis Mektebi Mimarlık Şubesi'ne müderris yardımcısı olarak atandı. 1938'de profesör oldu ve bu okulun mimarlık Şubesi başkanlığına getirildi. 1943'te Yüksek Mühendis Okulu İTÜ'ye dönüştürülünce, yeni kurulan Mimarlık Fakültesi'nin ilk dekanlığına seçildi ve iki dönem bu görevi sürdürdü. 1950-1953 yılları arasında İTÜ'nün rektörlüğünü yaptı. 1954-1957 yılları arasında İstanbul Milletvekilliği yaptıktan sonra üniversitedeki görevine döndü.

Emin Onat genel olarak tasarımlarını akılcı ve işlevci doğrultuda gerçekleştirmiş bir mimardır. İsviçre'de ilk öğrenciliği sırasında yapıyı işlevlerinden yola çıkarak biçimlendirmeye yönelik çağdaş mimarlık ilkelerini tanımış, bunları daha sonraki tasarımlarında uygulamıştır. Onun bu özelliği, çağdaş yapılarda eski Türk mimarlığına özgü öğelerin kumlanılmasıyla, ulusal bir mimarlık yaratılabileceğinin düşünüldüğü bir dönemde, mimarlar arasında bir denge sağlaması açısından önem taşır.

Gerek H. Eldem ile ortak çalışmalarında, gerekse çeşitli etkileri özgün ve çağdaş bir bireşime dönüştürme başarısını gösterdiği Anıtkabir tasarımında, bu yaklaşımının olumlu izleri açıkça görülür.

Emin Onat, Türk mimarlarını uluslar arası alanda da temsil etti. Uluslararası Mimarlar Birliği (UIA) Türkiye kesiminin çekirdeğini kurdu ve 1948'de İlozan'da yapılan ilk genel kurula katılan Türk mimarları arasında yer aldı. Mimarlık alanındaki çalışmaları nedeniyle, 1946'da Britanya Kraliet Mimarlık Enstitüsü (RIBA) tarafından onursal yazışman üyeliğene seçildi. Emin Onat 1956'da da AFC'deki Hannover Teknik Üniversitesi'nden onursal doktorluk ünvanı alan Emin Onat 17 Temmuz 1961 tarihinde İstanbul'da öldü.

Mim. Davut Ağa

(? - 1598)

Mimar Sinan'ın ölümünden sonra onun sanat geleneğini "Ser-mimar-ı âlem" Davut Ağa sürdürmüştür. Davut Ağa'nın nerede ve hangi tarihte doğduğu bilinmiyor. Ne var ki 1575'te "Suyolu nazırı" olduğu ve uzun yıllar Koca Sinan ile beraber çalıştığı belgelerle ortaya konmuştur. Davut Ağa, İstanbul'un su yollarının bakım ve onarımında çok başarılı olmuş, su yollarının geçtiği bağlara, bahçelere sahiplerince meyva ağaçları dikilmesini, su yollarına zarar verilmesini önlemiştir. İlk yapımı Fatih Sultan Mehmet devrine ulaşan Topkapı Sarayı su yolunu elden geçirmiş ve bir haritasını yapmıştır. 1582 yılında suyolu nazırlığı görevine Mimar Hasan Ağa, ardından da Mimar İsmail Ağa atanırken, Mimar Davut, "Dergâh-ı âlî çavuşluğu"nu sürdürmüştür.

O yıllarda İran'a sefer açılır. Ordu ile beraber yüz kadar ustanın da gitmesi gerekmektedir. Ferhat Paşa komutasındaki orduda, Mimar Sinan'ın buyruğuyla Davut Ağa ve onun seçtiği yüz usta görev alır. İki yıl süren güçlüklerle dolu seferden sonra İstanbul' a dönen Davut, gene Sinan'ın yanında çalışmaya başlar. kendisinie saraydaki Has Oda ve hamam inşaatının denetimi verilir. Ardından da Koca Sinan'ın ölümüyle boşalan Hassa Başmimarlığı görevine atanır (1587). Mimar Sinan'ın son yıllarında, başta su yolları olmak üzere Davut Ağa'nın çeşitli yapı eylemlerine ağırlığını koyduğunu görüyoruz. Üsküdar Atik Valide Camii'nin (1584) yapımında çok emeği geçmiş, ayrıca Çarşamba'da Mehmet Ağa Camii, hamam ve türbesini 1585-1586 yıllarında o yapmıştır.

Devamını oku...

f t g m